6 Aralık 2011 Salı

İçimde çalıyor bir kırık alaturka...

Size şöyle güzel güzel, cıvıl cıvıl bir şeyler anlatayım diyorum ama olmuyor bir türlü. Hep geceleri yazdığım için mi böyle oluyor acaba? Karanlık çökünce benim de mi içim kararıyor acaba? Halbuki geceyi severim ben gündüzden çok.

Bir şeyler ters gitmeye başlayınca her şey mi üst üste gelir? Bu bozulamayan bir klişe midir? Sanki birisi bir düğmeye bastı, herşey karma karışık oldu, sanki biri domino taşlarının ilkine dokundu, sırayla tıkır tıkır yıkılıyor hepsi.

Extra değişken ruh halim günden geceye inişli çıkışlı ilerliyor. Tabi ki sürekli böyle hissetmiyorum. Kötü yani. Ama tam derin bir "ohhhh" çekerken bir taş daha devriliyor. Hooop dön en başa. N'aapsam, kurşun falan mı döktürsem acaba tepemde dönüp duran bu kara bulutların dağılması için?

Sorgulamaktan sıkıldım, düşünmekten yoruldum, kafamda dolaşan tilkilerin kuyrukları birbirine değmesin diye sürekli uyanık kalmak zorunda olmaktan daraldım! Bu kadar düşündüm de bir soruca varabildim mi? Elbette hayır.

İyi düşün diyorlar, "secret" yap! Yok, artık buna da inanmıyorum. Secret'ın dibine vurduğum günleri de bilirim ben, anlatsam inanmazsınız o derece yani.

Bi rahat kalmak istiyorum ya, kafam bomboş olsun istiyorum. Canımın her istediğini söyleyebilmek. Hiç bir şey içimde birikmesin istiyorum. İçim kararmasın, daralmasın boş yere!

Sadece ama sadece beni mutlu eden birileriyle olmak istiyorum. Sırf o benim diye benimle birlikte olan, benimle yiyen, benimle içen, benimle seven, benimle yanılan.

Sonuna kadar güvenmek istiyorum, kafamı yastığa rahat koymak. Çıkarsız ilişkiler istiyorum, karşılık beklemeden vermenin erdem olduğunu bilen insanları istiyorum etrafımda. Sırtımı yaslamak istiyorum, birileri de benim arkamı toplasın artık, yeter.

Bu aralar pek optimist değilim anlayacağın. Canım sıkkın...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder