25 Kasım 2013 Pazartesi

İki türlü...

Affedilmemek insanı huzursuz eden bir duygudur.
Birinin canını sıkarsın ve sana artık eskisi gibi bakamaz gözleri.
Çok ileri gitmişsen artık seninle göz göze bile gelmez hatta.
İçinden gelmez.
Yabancı yabancı bakacağına hiç bakmaması aslında belkide her ikiniz için daha bile iyidir.
İçin daralır. Orada olmak istemezsin.
Bir an önce kaçıp gitmek istersin belki de.
Yine de her şey normalmiş gibi davranırsın.
Karşındaki müsade ederse tabi.
Etmez genellikle de.
Ve sonunda biter sayılı dakikalar, sonra yine herkes kendi yoluna gider.
Affedilmediğini bilen taraf olarak o geceyi belki biraz huzursuz geçirirsin.
Belki ertesi sabahı da ama akşam üzerine doğru hafifler.
Günlük koşuşturman ve yeni hayatın seni o huzursuz duygudan kurtarır.
Ara ara hatırlarsın sonra.
Mesela doğumgününde ya da onun sevdiği bir sofrada oturuken...
Belki de ara ara onunla gezdiğin yerlerde,
eğer cesaret edip hala gidebiliyorsan tabi...
Böyle böyle, ara ara, hafif hafif...

Affedememek ise insanı zehirleyen bir duygudur.
Taşıması çok zor.
Allah düşmanımın başına vermesin...