27 Kasım 2015 Cuma

Uyuyan Güzel Olabilsem...

Yazmak istediğim ne çok şey var aslında şu ara. Bilmediğim bir sebepten yazamıyorum. Her zaman kalemime mürekkep olan düşüncelerim bu kez önümü tıkıyor. Belki de kendimi yeteri kadar özgür hissetmiyorum. Üzerinize alınmayın ama birileri okurken yazmak bazen gerçekten zor oluyor. Küçükken de böyleydim. Sınavda öğretmen gelip tepeme dikildiğinde kalemi bırakır tek kelime yazmazdım, ta ki o gidene kadar.

İşte böyle bir zamandan geçiyorum. Daha doğrusu geçebildiğim falan yok, tam ortasında duruyorum. Peki yazmıyorum da ne yapıyorum? Maalesef kafamın içindekilerden kurtulabilmenin başka bir yolunu bilmiyorum ben. Ya yazmam lazım, ya da konuşmam... Uyuyorum ben de. Erken gidiyorum şu ara eve. Şalteri indiriyorum. Sen sağ ben selamet. Ertesi sabah uyanana kadar...


2 Kasım 2015 Pazartesi

Kayıp...

Bir adamın babasının ölümünün ardından kaleme aldığı satırları okuyacaksınız aşağıda. Ben okurken, satırlar ilerledikçe  kendimi onun yerine koyduğumu fark ettim, hani filmlerde de kendimizi kahramanların yerine koyarız ya, öyle oldu işte. Babasını bir gün kaybetmenin korkusuyla yaşayıp durmuş bir evlat, yaşadığı korku benimkiyle o kadar özdeş ki, ardından hissettiği acıyı merak ederek okudum. Sonra da bu yazı bende kalsın istedim. Babasını çok seven bir evladı ve onun şahane babasını biraz daha yakından bilmek istedim belki de. Işıklar içinde olsun Çetin Altan, oğullarına da Allah sabırlar versin, yaralarını sarmak için güç versin...

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/sokak/401145/Oldugunu_herkes_biliyor_bir_ben_bilmiyorum.html