18 Ekim 2019 Cuma

Boş satırlar

Sen artık hiç yazmıyorsun ya,
İçime işliyor her bir boş satır.
Nerede ikimize dair isyanlar?
Heyecanla kalemine sarılan adam nerede?
Her türlü yokluğa mahkum ettin sen beni.
Alacağın olsun.
Ben sana bunu yapmayacağım.
Seni asla bu kadar kimsesiz bırakmayacağım!

14 Ekim 2019 Pazartesi

Bir kez daha

Bugün 14.10.2019.
Kalbim paramparça. 
Bir kez daha.
Bir daha ve bir daha ve bir kez daha.
Ve bir kez daha,
Ve bir kez daha,
Ve bir kez daha...


21 Ağustos 2019 Çarşamba

Karmaşık

Bugün içimde bir şey oldu
Bir tel vardı, sanki o koptu...

Tam olarak bu iki satır kadarım birkaç gündür. Ne bir eksik ne bir fazla.
Korkutucu bir duygu. Yani üzücü olduğu kadar korkutucu.
Elimden kayıp giden zaman değil sadece.
Bunun bilincinde olabilmek çok üzücü.

Başımda kavak yelleri esen o günleri geri istiyorum.

18 Ağustos 2019 Pazar

İç içe

Kelimelerin en koyusu benim
Mürekkebin en koyusu sensin




Bildiğim bir şarkı var

Merhametsiz karanlıklar içindeyim
Ne zaman güneş doğacak bilmiyorum
Mavi denizlere mor dağlara karşı
Bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum

Bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum
Bütün şarkılar gibi kederli
Sokaklar, caddeler, evler bomboş
Yokluğun sırtıma saplandı bir bıçak gibi

Yokluğun sırtıma saplandı bir bıçak gibi
Akıtır taşa, toprağa kanımı
Dünya seninle aydınlık ve güzeldi
Şimdi bin güneş doğsa götürmez karanlığımı

Şimdi bin güneş doğsa götürmez karanlığımı
Yanmaz elinin değmediği ışıklar
Gel, o şarkıyı beraber söyleyelim
Tut ellerimden beni aydınlığa çıkar

Tut ellerimden beni aydınlığa çıkar
Yumdum gözlerimi seni düşünüyorum
Mavi denizlere, mor dağlara karşı
Bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum

Ümit Yaşar Oğuzcan



8 Mayıs 2019 Çarşamba

Güzel adam




“Sizi çok seviyorum!”
 “Hepimiz” diye çok büyük bir genellemeyle gireceğim lafa ama gerçekten böyle olduğunu görüyorum çevremde, hepimiz tuhaf bir coşku yaşıyoruz içinde bulunduğumuz bu günlerde. Hem de aslında çok üzgün ve moralsiz olmamız gereken bu günlerde. Hem de tek bir adam sayesinde. Tek bir adamın inancı sayesinde. Tam enseyi karartacakken o adamın yaptığı tarihi bir konuşma, yüzündeki gülümseme ve ağzından dökülen “Sizi çok seviyorum, sizi çok seviyorum, sizi çok seviyorum!” diye tekrarlanan sevgi cümleleriyle başımızı tekrardan yukarıya kaldırdık, içimize inancı tekrardan ektik.

Hasret kalmışız güler yüze. Hasret kalmışız bir araya getirilmeye. Hasret kalmışız ümit etmeye. Hasret kalmışız başarmaya. Hasret kalmışız sevinmeye. Şimdi karşımızda tüm bunlarla bizi tekrardan buluşturan, bizi birbirimize kavuşturan, insanı görüş, cinsiyet, yaş, ekonomik seviye, dil, mezhep, inanç gözetmeden sadece insan olduğu için seven ve bunu çok ama çok içten ifade edebilen bir adam var. Olmuş olanlar ve olacaklar bir yana sırf bize hatırlattıkları için bile ne kadar teşekkür etsek kendisine az.

Çünkü kötü söz sahibine aittir
Haftalardır yaşadığımız endişeli bekleyiş bu hafta başı tam da tahmin ettiğimiz gibi olumsuz bir şekilde nihayetlendi. Ne yazık ki adaletin terazisi bu kez normal olmayan bu sürece dayanamadı; kantarın topuzu kaçtı. Bu konu hakkında söyleyecek çok hiddetli sözlerim ve uzun cümlelerim olsa da bunu yapmayacağım. Kendime söz verdim. Şu an bizi bu çoşkulu ruh haline tekrardan sokmayı başaran güzel adamın sözünü dinleyeceğim. Kötü söz sarf etmeyeceğim. Bunun yerine inanmaya ve bizi istediğimiz sonuca ulaştıracak olan yolda üzerime düşen ne ise tüm gücümü ortaya koyarak elimden geleni sonuna kadar yapmak için çalışacağım. Kendisini bize emanet ettiğini söyleyen bu güzel adamla kendi imkanlarım içinde omuz omuza mücadele edeceğim.

İnanabilmek ne güzel şey!
İliklerimize kadar hissettiğimiz, düşe kalka ilerlediğimiz çok tarihi zamanlardan geçiyoruz. Gezi’den ve başkanlık seçiminden sonra durulan ruhumuz, sönen heyecanımız ve kaybettiğimiz inancımız tekrardan şaha kalktı. Yıllardır karanlık bir tünelin içinde sonunu göremeden yürüdüğümüz yolun sonuna geldiğimizi tüm benliğimle hissediyorum. Sizin de hissetmenizi istiyorum. Bu güzel adamın bize yaşattığı bu süreci hakkını vere vere yürütebilmemiz için bu yazıyı okuyan herkesi umuda, çalışmaya ve bu sürece yakışır şekilde davranmaya davet ediyorum. Güler yüzle, umutla, sevgiyle, saygıyla bu güzel adamın yanında olmaya, üzerimize düşeni yapmaya davet ediyorum. İnanın bana içimde hissetiğim inanç seçim otobüsünün yanında koşarken “Her şey güzel olacak Ekrem abi!” diyen 13 yaşındaki o çocuğun inancı kadar taze. Elbette kolay olmayacak, bugüne kadar olmadığı gibi. Elimizden alınan haklarımızın ve alınması muhtemel haklarımızın arkasında, önünde, sağında, solunda gözlerimizi dört açıp nöbete duracağız. Başka yolu yok. Ama biliyorum, başaracağız çünkü:

“Yolumuz uzun! Heyecanımız yüksek! Gençliğimiz var! Gençliğimiz var! Biz adalete susamış, demokrasiye inancı tam Türk gençliğiyiz!”

Yaklaşan güzel ve güneşli günlerin ümidiyle hepinizi sımsıcak kucaklıyorum.

Kalın sağlıcakla…


Not: Hayatım boyunca bana iflah olmaz romantik muamelesi yapıldı. Neden? Çünkü “Seni seviyorum” demeyi, buna inanmayı ve karşımdakini inandırmayı hep çok sevdim ve bu inanma, inandırma meselesini başarabilmek için duygularımı hep saklamadan yaşadım, yaşattım. Şimdi şükür karşımda böyle bir siyasetçi var. Ben onu, onun bizi sevdiğinden daha çok seviyorum. Pırlanta gibi bir insan tanıdık ve bunun için çok mutluyum. Yolu açık olsun. Tam da eskilerin dediği gibi  “ayağına taş değmesin!” Bu süreçte sadece gayretimle değil aynı zamanda dualarımla da yanında olacağım şüphesiz.


17 Ocak 2019 Perşembe

Mevzuya gel!






Burada kaç kişiydik hiçbir zaman bilemedim. Çok da işime gelmedi zaten bilmek. Eğer kalabalık olduğumuzu bilirsem yazmak istediklerimi yazamamaktan, gerçek ben olamamaktan korktum. O yüzden etrafta kimse yokmuş gibi davrandım çoğu zaman. Bugüne kadar. Bugün benim için başka bir macera başladı. Online bir dergi olan Sen ve Ben'de yazmaya başladım. Bir köşem oldu. Vay anasını! Zamanında Kanal D binasında "Gazeteci olma da ne olursan ol, bu meslek adamı hırpalar, üzer, zaten çok ister ve yazmayı bırakmazsan elbet bir yerlerde yazarsın, bir bakmışsın sayamadığın kadar okuyanın olmuş" diyerek beni gazetecilik yüksek lisansından vazgeçiren haber koordinatörü haklı çıktı.

Peki online dergi geldi de mertlik bozuldu mu, yılların bloğu, her türlü kahrımı, göz yaşımı, kalp çarpıntımı, sevincimi çekmiş olan bu platform tarihin tozlu sayfalarında kayıp olup gidecek mi? Ya hiç olur mu öyle bir şey, olabilir mi?:) Ölürüm de bırakmam, benim bütün külliyatım burada yatıyor, nereye bırakıyorum! Üstelik ben burada yine etrafta kimsecikler yokmuş gibi yazmaya devam edeceğim. Yani buranın içeriği farklı, oranınki farklı olacak. Buradaki ince mevzu ile oradaki ince mevzu arasındaki anlam farkını ancak ikisini birden gözünün önünde tutan anlayacak.

Aşağıya linki bırakıyorum ve burada daha fazla detaya girmiyorum. Devamını linkten okursunuz:)


http://www.senveben.biz.tr/2019/01/yeni-kelimeler/


Hoşça kalın