26 Şubat 2013 Salı

26 Şubat iyi geldi...

Şöyle bir geriden bugüne doğru okudum bu yasaksız defteri.
Ne kadar çok yazmışım.
Ne kadar çok akıtmışım içimdeki acıyı, sevinci, endişeyi size.
Benim taşıdığım ağır gelmiş anlaşılan, bir kısmını da size yüklemişim.
Parmaklarım yine klavyenin üzerinde geziniyor işte, bazen hiç tutamıyorum kendimi.
Bu sefer kederli bir şeyler yazmayacağım, içinizi karartmayacağım çünkü içim kıpır kıpır...
Üst üste iki güzel haber aldım.
Belki ikisi de çok önemli değil, belki kalıcı bile değil orası belli olmaz ama yine de havamı değiştirdi, yüzümü güldürdü ya, o bana yetti.
Bu güzel haberlerin ikisini de sadece bir kişiyle konuştum çünkü biri benimdi, biri de onun.
Sesini duymak, bunları konuşmak iyi geldi, sakinleştirdi.
İnsanoğlu ne tuhaf, ya da belki benim tuhaf olan.
Bir kaç telefon ile uçuşuyor eteklerim.
Büyüyemedi gitti içimdeki kız.

25 Şubat 2013 Pazartesi

Döngü...

Biz bugün genç bir insanla vedalaştık.
Sırası gelmemiş, ani bir veda, onu tanıyan herkesi çok derinden etkiledi.
Umuyorum hep ışıklar içinde olacak.
Ve yine bugün küçücük bir bebek geldi hayatımıza.
9 aydır yolunu gözlediğimiz yakışıklı bir oğlan.
Bir kaç saat ara ile biri ile vedalaşırken, bir diğerini karşıladık.
Hep öyle derler zaten, biri ölür, biri doğar...
Yine de ikisini aynı gün içinde yaşamak gerçekten çok tuhaf şeyler düşündürüyor insana.
İçim karmakarışık.