27 Şubat 2015 Cuma

Bugün senin doğum günün:)

Benim 14. senin de 17. yaşlarımıza denk geliyor tanışmamız.
Tabi o zamanlar 3 yaş çok şey demekti.
Aramızda uçurumlar vardı neredeyse:)
Sen havalı kızdın, bi gezmeler tozmalar falan:)
Ama çok kısa sürede kapattık biz o aradaki 3 yaşı seninle.
Çok yakın olduk, çok.
Sen bana abla oldun, yeri geldi merak edilmesi gereken kardeş oldun, yeri geldi birlikte yaramazlık yapılan suç ortağı oldun:) Birlikte aşk acısı çektik, evlerden kaçtık, Opera'da sütlü çaylar içtik, babalarımıza yakalandık ama her seferinde yırttık, falanlar filanlar:)
Ankara'ya üniversiteye giderken annemi, babamı arkamda bırakmak ne kadar zor geldiyse seni burada bırakmak da o kadar zor gelmişti bana.
O kadar uzun zamandır neredeyse aynı odanın içinde yaşıyorduk ki, sen olmadan tek başıma ne yapacağımı hiç bilememiştim:)
Sonra satırlar boyu yazıştık seninle, sayfa sayfa mektuplarımız oldu, her gün mutlaka yapılan telefon konuşmalarımız, İstanbul-Ankara git gellerimiz... Bir şekilde bir arada olmayı becerdik.
Sonra sen gelin oldun ve bir zaman sonra da anne.
Sen bütün bunları yaşarken  biz bir arada kalmayı yine başardık.
Dengelerimizi güzel kurduk, birbirimizi hiç ihmal etmedik, kırmadık, bir kere bile hem de.
Tanıştığımız günden bugüne aradan tam 25 yıl geçti, şimdi görüyorum ki, sen bana sadece arkadaş değil ömürlük dost oldun.
Ve şimdi bir yaşı daha kucaklıyorsun, her sene olduğu gibi, bu yeni yaşında da bir öncekinden daha genç ve güzel görüneceksin eminim:) Bu hep böyle oldu çünkü:)
Ne diyeyim sana, ne dileyeyim, aklımdan senin için her zaman her şeyin en en en güzeli, iyisi geçer bilirsin. İşte sen onların hepsini x 10000 diye düşün bir kez daha:)
Seni ne kadar çok sevdiğimi, seninle geçen zamanlarıma hala ne kadar bayıldığımı her zaman bil.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hep yanımda dur, elimi hiç bırakma.
Ve harika bir yıl geçir, yeni yaşının hakkını ver.
Bundan 25 yıl sonra konuşup kikirdeyeceğimiz yeni anılar biriktir bize:)
Seni çok seviyorum.
Doğum günün kutlu olsun eskimeyen dostum...


9 Şubat 2015 Pazartesi

Hadi!

Şarkılar...
Bazıları hiç dinlenmemeli.
Bazıları ise hep insanın içinde çalmalı.
Unutmamak için.
Neyi unutmayacağını da sen bileceksin artık.
İyi olanı hatırlamak kolay.
Kötüyü hatırlasana sıkıyorsa!
Hatırlayıp, hatırlayıp ancak öyle aklını başına toplayabilsene!
Eline, ayağına, aklına ancak öyle hakim olabilsene!
Hadi ya, lütfen, sıkıyorsa sen de bu kadar çok sevip, sevdiğin kadar nefret etsene...

Nasıl?
Sert mi geldi?
Herkes bu duyguları tanır mı bilmiyorum.
Yani bu çok sevmeler, nefret etmeler falan...
Ya da birini özlemekten sokaktaki herkesi bir müddet sonra o zannetmeler!
Hem de aynı yerde olmadığını bile bile...
İşte bunlar hep aklın kötü oyunları.
Kimisi geçiyor, kimisi saplanmış gibi kalıyor biryerlerinde.
Yerini bilmiyorsun ki çıkartıp atasın.
Sende biryerlerde ama senden bağımsız devam ettiriyor varlığını...
Taki başka biri gelip seni sakinleştirene kadar.
Yumuşatana, kızgınlıktan düğüm düğüm olmuş boğazını çözene kadar.
Gerçek seni sana geri verene kadar.
İçinde yanan kızıl alevleri söndürene kadar.
Gördün mü bak,
Çok basit aslında
Seni yakan da aşk, söndüren de...
Kıymetini bil, yaşa içinden geldiği gibi...
Hadi!



6 Şubat 2015 Cuma

Büyümek güzel bir şey değildir!

Küçüktük, ufacıktık, bir telaş, bir acele büyüdük.
İyi halt ettik.
Kimse bize "Yavaş yavaş büyü çocuğum, sen büyüdükçe hayat zor bir hal alacak, istemesen de sevdiklerini senden ayıracak, güzel bir hayat sürüyor olsan da eskiye özlemin hep artacak" demedi.
Keşke birileri deseydi...