25 Kasım 2011 Cuma

İzmir'li küçük kız


Yaklaşık bir yıl kadar önce bir sabah ajansa girdim, gittim masama oturdum, çaprazımdaki masada yeni bir yüz. Kızıl saçlı, çilli suratlı, güzel gözlü bir kız. Tok bir ses tonu var, havalı. Öğrendim ki yeni stajyermiş. İyi dedik, gelllsin, alırız onu da bünyeye:)

Aylar hızla geçti, küçük stajyer dişli müşterilerle baş edebilecek kadar büyüdü-serpildi ve müş.tem. olarak devam ediyor şimdi. Geçen zaman sadece mesleki ünvanını değiştirmedi. Hayatı da yavaş yavaş değişiyor. Küçük İzmir'li bügünlerde büyük bir heyecan yaşıyor. Kendine İstanbul'un muhteşem Boğaz manzarasına sahip, sevimli, tertemiz bir ev tuttu. Ajansa da yakın. Artık sabahları 08:15'te uyanarak, salına salına yürüyerek gelebilecek işine. 

Bu yeni ev hadisesi onunla beraber bizi de sardı. Eksikler belirleniyor, listeler yapılıyor, IKEA'nın web sitesi günde bir kaç kez geziliyor. Elektrik, doğal gaz nasıl bağlatılır, bulaşık makinesi servisi nereden bulunur, kahverengi mobilyalar nasıl beyaza boyanır, paralar çil çil nasıl saçılır kaç gündür en önemli gündem maddelerimiz.

Dün akşam iş çıkışı gittik eve, ailesinin İzmir'den gönderdiği eşyaları şöyle bir ayırdık, bir kısmını arka odaya, bir kısmını mutfağa taşıdık. Bir kısmı da hala ortalıkta kalacak şekilde olduğu kadar toparladık. Salonu yerleştirdik, en uzunumuz da perdeleri taktı, cam masanın üzerine de Bodrum işi örtüyü serdik, o boş ev oldu sana sıcacık yuva. Bir de üzerine Dominos'tan ilk pizzamızı yedik. Sonra şöyle bir baktık, "Oldu işte" dedik, "Bu kadar". Bu haftasonu da evinin geri kalanını yerleştirecek. O kadar heyecanlı ki, o kadar gerçek bir heyecan ki yaşadığı, dün akşam Boğaz Köprüsü'nün yanar döner ışıklarına karşı sigaralarımızı içerken "İki level sonra delirmenden korkuyorum, hazırlık evresindesin" gibi bir şeyler çıktı ağızımdan, sürekli kocaman bir gülümseme var suratında. 

Kafasında hayatıyla ilgili, çok önemli, çözmesi gereken başka konuları olsa da bugün yaşadığı bu heyecan aslında sadece kendine ait bir çatıya sahip olmaktan değil, başarabildiğini, daha çoğunu da başarabileceğini görüyor olmasından bence. Haksız da değil. Onun için hayatında yeni bir dönem başlıyor.

Hoşgeldin İstanbul'a İzmir'li küçük kız...

2 yorum: