4 Nisan 2011 Pazartesi

Biri beni durdursun!


Alış-veriş yapmak kesinlikle çok zevkli ve karşı koymak benim için çok zor ne yazık ki! Her ay kendime beni çok mutlu edecek bir şey belirliyorum ve onu alıyorum, yalnız bir terslik var, onu alırken yanında bir sürü başka şeyler daha alıyorum. Ve bu böyle param bitene kadar devam ediyor. Üniversite yıllarında kredi kartı kullanmaya tövbe etmiş biri olarak benim durumum: "ne kadar ekmek o kadar köfte". Ama demiyorum ki "benim cebimde şu kadar lira param var, şunu-bunu alabilirim, sonra dururum, böylece biraz da birikim yaparım". Hiiiiç, nerde!!! O para illa ki harcanacak, durduğu yerden sürekli göz kırpıyor bana! Ve sonunda nefsime hakim olamayıp illaki harcanıyor. Evet çok mutlu oluyorum kesinlikle alış-verişin sonunda ama bu kontrolsüz alış-veriş tutkusu benim kocaman bir insan olarak para yönetimi konusunda ne kadar başarısız olduğumun bir ispatı. Kesinlikle bir sonraki günü düşünmeden harcıyorum. O gün yanımda ne kadar varsa. Bir de harcarken fark etmiyorum, ancak gerçekten pahalı bir şey alıyorsam cüzdanımdaki parayı sayıyorum. Yoksa hiç, yolda kalsam, taksi param kalmasa müstahak!!! Cebimdeki 110 TL'nin 99,5 TL'si ile çok beğendiğim bir elbiseyi alip, dışarıda gezecek param kalmadığı için tırıs tırıs eve döndüğüm günler çok uzak değil!!!

Aynı çılgınlığı haftasonu tekrar yaşadım! Ama yine bu haftasonu radikal bir karar alıp söz verdim kendime, yeni sezona, bahara, cıvıl cıvıl vitrinlere yenilmeyeceğim! Ey "arzu nesnesi", sen mi büyüksün ben mi? Göreceksin!!! Harcatmayacağım kendimi sana!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder