27 Temmuz 2011 Çarşamba

Facebook, Facebook, hergün aradım durdum...

Tam tamına 4 yıl oldu bu illete yakalanalı. Benimle yeni tanışan, daha yakından tanımak isteyen herkes Facebook hesabıma bir göz atarak, tarzımı, tavrımı, sevdiğim içkiyi, yakın arkadaşlarımı, sevdiğim şarkıları, işimi-gücümü, fiziksel değişimimi, gitmeyi sevdiğim yerleri, haftada kaç gün çıktığımı, günlük ruh halimi (hava durumu misali, havalar nasıl olursa benim havam iyi olsun ama her gün iyi olmuyor haliyle) ve daha bir çok şeyi pıt diye öğrenebilir. Gizli-saklı hiçbir şey kalmadı!


Bana böyle olacağını söyleselerdi "hadi canım ordan" derdim, çünkü şu ara hiç belli olmasa da mahremiyete çok önem veririm aslında! Ya da "verirdim" mi demem lazım acaba!



Yok, deniyorum olmuyor, kendimi alıkoyamıyorum, hastalık gibi, her gün düzenli olarak birkaç yüz kez girip pıtır pıtır okuyup yazıyorum. Hayır, mantıklı düşününce kime ne benim ne zaman, nerede, kiminle olduğumdan! Ya da bana ne başkalarından. Hiçbirimizin mahalledeki meraklı ablalardan/abilerden farkı kalmadı. Bunun adı hayatını teşhir etmek mi? Gördüğün gibi çelişkiler içindeyim sevgili okuyucu. Tek tesellim bu hastalığa tek başıma yakalanmamış olmak. Bütün dünya sürükleniyor peşinden. Bir de hayırlı işlere de yarıyor Allahtan. Neticede hepimiz ilkokul arkadaşlarımızla buluştuk değil mi:) Bize yaradı da, kanı tutanlar gayet yeniden biraraya geliyor zaman zaman. Doğumlar, kayıplar, mezuniyetler, nikahlar, düğünler, partiler, filmler, doğumgünleri, sağolsun Facebook, anında info olarak hesaplarımıza düşüyor. İletişim açısından faydasını yadsıyamayacağım şimdi.


Bu arada Facebook'un beraberinde getirdiği iç akımları da var. Mesela "check in" bu aralar çok "in". Kim, ne kadar geziyor herkesin haberi var. Ancak birilerini ekiyorsan o saatler içinde, dikkat etmek, heyecana kapılıp yayınlamamak lazım! Ayrıca "profile picture" durumu da var tabi. İlla yandan bakılacak ve çapkın çapkın gülümsenecek! Çok şükür ben buna kapılmadım. Alnım açık, bütün albümlerimi gezin bir tane bile bulamazsınız. Ama bir tane çirkin fotoğrafımı da bulamazsınız. Çünkü çekilen bütün fotoğraflar itina ile ayıklanır ve hep en güzelleri koyulur albümlere. E cümle Facebook görüyor neticede, karizmayı yerle bir edemem.


Bir de bu ruh hali bildirimine yarayan status güncellemeleri sinirimi bozuyor, kimseninki değil de kendiminkiler ciddi bozuyor. Günlük hayatımda da öyledir zaten, ruh halim hemen yüzüme yansır, sesimden anlaşır, hiç saklayamam, politik olamam, maske takamam, kim olursa olsun karşımdaki umurumda olmaz, aynı şeffaflıkla Facebook statuslerime de yansıyor hadise ama gerçekten saçma ve tehlikeli, bir şekilde vaz geçmek lazım ama sanki içimde gizli bir güç beynimden parmaklarıma hızla akıyor ve BB veya bilgisayarımın klavyesinden sizlere ulaşıyor. Yani her türlü yakalanıyorum, kendimi ele veriyorum, gönüllü olarak hem de!


Gördüğün gibi tam bir Facebook kızıyım sevgili okuyucu, biliyorum aranızda benim gibi bu illete yakalanmış niceleriniz var, dozu farklı olsa da sonuç aynı. Hepimize, en başta kendime acil şifalar diliyorum. Herşey dozunda güzel:) Ama elimde değil, seviyorum:))) Hadi bakalım buyur buradan yak!



Bloggerın notu: Facebook illetini yazdığım bu postu size Facebook aracılığı ile ulaştırmış olmam da ayrıca şahane:)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder